Ikokul ikide Turkiyeye ilk geldigimiz gunu cok az hatirliyorum. "Akraba" oldugunu bildigim fakat daha yeni tanistigim bir suru insan beni tanimadiklari halde geldigime sevinmislerdi. Anneannemin Topkapida ki evine gelmistik havaalanindan. O eve ilk gelinligi ile ayak basmis anneannem, butun cocuklarinin yalvarmalarina ragmen satmamisti o evi o zaman. "Yavrum biz kendimize guzel bir ev bulana kadar burda kalacagiz olur mu?" demislerdi. Olurdu tabi, neden olmasin. Beni korkutan alaturka bir tuvaleti vardi bu evin. Ilk gordugumde "Nassi ya?" dedigimi cok iyi hatirliyorum. Sonra tam alaturka tuvalete alisiyoruz derken tasinmistik zaten (Ne kadar alisabilirse bir insan). Amerikadan Turkiyeye geldimizde hep icimde "Ya peki burdan nereye gidicez?" hissi vardi. Babam ve Oglum izlemistik gecenlerde, sesli aglatmisti beni. Filmde, Sadik (Fikret Kuskan) eski evine geri donmustu, eski arkadaslariyla bir raki sofrasinda tekrar bulustugunda "Ben ne gidebildim buralardan ne de kalabildim aslinda" demisti. Ne demek istedigini anlamistim ben. Anlayamasaydim keske.